![]() |
||
Webmaster Sn@il : roviss@roviss.com | Alper AKİPEK Sn@ail : aakipek@alperakipek.com |
||
MAHALLİ FIKRALAR
|
||
|---|---|---|
Adamın biri, hastane koridorunda otururken, iri yarı biri, kalın bir sesle buna: “Merhaba” Oturan adam: “Merhaba” diye cevap verir. İri yarı adam tekrar aynı sesle: “Yüznumara nerede?” Adam işaret ederek: “Solda” İri yapılı adam ise teşekkür ederek gider. Aradan yarım saat geçer, ama giden adam henüz gelmemiştir. Oturan adam merak eder ve gidip yüz numaraya bakar. İçeriden garip sesler gelmektedir. “Igh.....ıgh...., pırt pırt... ıgh pırt”. Derken iri yarı adam kan ter içinde çıkar. Onun ardından sıska görünüşlü sünepe bir adam yüznumaraya girer. Bir süre sonra yüznumaradan gelen sesler değişmiştir. Senfoni iyice sertleşmiş, az önceki ince sesler gitmiş, yerine: “Ihh..... Tarrr, tar tar tar.” Senfoninin değiştiği için adam kendi kendine: “Eh... Efendim, kar her zaman dağına göre olmazmış.” der. İki köylü temizlik konusunda sohbete başlar. Derken sıra birbirlerinin temizliğine gelir. Biri: “Ben daha temizim” Diğeri ise: “Ben daha da temizim” diye itiraz eder. Münakaşa devam ederken, yaşlı amcanın kendilerine yaklaştığını fark ederler ve ona sormaya karar verirler: “Amca sen daha iyi bilirsin. Bizim hangimiz daha temiziz.” Yaşli adam sorar: “Oğlum senin adın ne?” “Mehme Ali” “Peki ya senin adın ne?” “Yussuf” “Oğlum Mehmet Ali sen senede kaç kere yıhanisin” Mehmet Ali eliyle işaret ederek: “Valla amca tam iki defa” Bunu duyan Yusuf’un gözleri fal taşı gibi açılır: “Ya Mehme Ali senede iki defa heç olur. Ben iki senede bi defa yıhanim, niye sen su guşusun nesin” der.
İki kardeş, yeni gelen valiyi yemeğe davet ederler. Vali gelir, sofra kurulur ve yemekler yenmeye başlanır. Valinin bir tarafında küçük kardeş, diğer tarafında da büyük kardeş oturmaktadır. Vali ortada çok küçük görünür. Büyük kardeş ortaya gelen kuzunun bir budunu koparıp alır. Sonra küçük kardeş de diğer budunu koparır. Vali ise budun ucundan küçük bir parça koparıp yavaş yavaş kemirmeğe başlar. Valinin durumunu fark eden küçük kardeş: “Yav vali efendi, o ne öyle şey kadar parçayi almışsın, evirip çevirisin. Bizim gibi yapsana” der. Vali herkesin içinde kıpkırmızı olur. Bu arada büyük kardeş olayın farkına varır ve kardeşine çıkışır, durumu düzeltmeye çalışarak: “Oğlum itoğlit, hadi vali bi bok yedi. Yani onu yüzüne mi vurmak lazım. Kalk kaybol gözümün önünden” der. Elazığlının biri, eli sol yanağında gözleri kızarmış ve konuşması zorla anlaşılacak bir tarzda eczacının birine: “Yav dişim çoh fena, dohtora gettim ilaç vermedi. Hele buna bi bah da ilaç ver... Yav dohtor beni gapiya atti bili misin? Eczacı şaşırarak: “Yav geçmiş olsun, hakikaten durumunuz iyi degil. Ne oldu, doktor size niye reçete yazmadı?” Adam eczacıdan yüz bulunca: “Yav abe densüzlük işte. Ben dohtor bege dedim ki “Ben seni hatirlim. Sen Kinederiçli del misin? Ananla baban eşege çüt binerdi ha.” Dohtor nasıl yumruğu vurdusa patlattı. Ben de elece buraya geldim.” Adam densizliğinin cezası olarak on beş gün diş ağrısı çeker. “Hop abeler, bi dakka. Hanımından gorhanlar ayağa gahsın.” Ani bir gürültü, hayda herkes ayakta. Bir kişi hariç. Kahvenin tamamı hayretler içinde. Soruyu soran adam, oturan adama yaklaşır ve: “Abe helal olsun be, deliganlı adam mışsın. Harbiden sen hanımından korkmaz mısın?” Adam nefes nefesedir. Heyecanı biraz geçince: “Yav gardaşım ele bi laf ettin ki, dizlerim kırıldı, galhamadım.” der.
|
||
~ İçeriğin bir bölümünün ya da tamamının Site Sahibinin izni olmadan kullanılması yasaktır ~ |